Bu Blogda Ara

7 Mayıs 2018 Pazartesi

Christiania


Danimarka'dan Christiania Sports Club takımının, 1986'daki formalarından ilhamla tasarlanan 2016-17 sezonu iç saha forması. Tam olarak, "Galatasaray Hummel ile anlaşsa nasıl olur?" sorusunun cevabı niteliğinde. Sadece bu değil, deplasman formasıyla da, set halinde bir cevap hatta. Yakın zamanda Hummel giyer miyiz, bilmiyorum. Son yıllarda Hummel'i ülkemizde ufak ufak görür olduk. Eğer onlarla anlaşırsak da, böyle bir parçalı fena durmaz gibi geliyor.


24 Ocak 2018 Çarşamba

İltimâ



" (...) Bu kulübe bir isim vermek ve gömleğine renk intihab etmek (seçmek) oldukça müşkil (zor) idi. Çünkü o zaman her isimden, her renkten bir mânâ çıkarılıyordu. Fakat kulüp oyunlara başlayınca ona Galata Saray nâmı verildi. O tarihte, pek ziyade celbi nazar-ı dikkat olması tabii olan (dikkat çekmesi çok doğal olan) bu ismin tebdili için sarf edilen mesai akim kalarak herkes Mekteb-i Sultani talebelerinin kulübüne Galata Saray demeye devam etti.
Galatasaray ilk gömleğini beyaz-kırmızı yaptı. Fakat bunda isyan kokusu hissedilir zannıyla gömleği sarı-siyaha ve bilahâre de parlak olmak için kırmızı-sarıya tebdil etti. (...)" Sayfa 193-194.

"Bu renklerin değiştirilmesi işine Kaleci Asım Tevfik, Sol Açık Emin Bülend ve Sağ Muavin Ali Sami memur edilmişlerdi. Birçok yer dolaştıktan sonra Bahçekapı'daki Şişman Yanko'nun dükkanında zarif iki yünlü kumaşa tesadüf ettik. Biri vişneye çalan koyuca tatlı bir kırmızı, öteki de içinde turuncudan iz taşıyan tok bir sarı.
  Tezgahtar, mahirâne bir el hareketi ile kumaşların dalgalarını birbirleriyle birleştirdi. Bir saka kuşunun başıyla kanadının yarattığı neş'eli iltimâya (pırıltı) benzer bir parlaklık hâsıl oldu. Ateşin içindeki renk oyunlarını görür gibi olmuştuk. Sarı-kırmızı alevin takımımız üstünde parıldamasını tasavvur ediyor ve bizi derhal galibiyetten galibiyete götüreceğini tahayyül ediyorduk. Öyle de oldu..." Sayfa 197.

Bu satırları daha önce (ya tamamını, ya bir kısmını) burada, yahut Galatasaray tarihi veya futbol tarihimizle ilgili bir kitapta ya da internette bir yazıda okumuş olmak ihtimaliniz yüksek. Benim 3 adet paylaşma sebebim var:

1. Blogdaki bu tip postlar hep geride kaldı. O yüzden ilk formaların renklerini bilmeyen (özellikle de genç) arkadaşlar için güzel olabilir.

2. Birkaç insanın daha, kulübümüzün renkleri konusunda doğru bilgiye sahip olması. Bu "vişneye çalan kırmızı, turuncudan iz taşıyan sarı" olayını (asıl renklere döneli 10 seneyi geçmesine rağmen hâlâ) bilmeden, koca Galatasaray'ın, renklerini 'Roma'ya özenerek' böyle yaptığını sanan insanlar var. Ve bunlar Twitter'da filan kanaat önderi konumunda, sözleri dinlenen kişiler.

3. Alıntı yaptığım kitabı tanıtmak. Bu alıntılar, Mehmet Yüce'nin uzun yıllar süren araştırmalarının sonucu olan 'Türkiye Futbol Tarihi'nin ilk kitabı olan Osmanlı Melekleri'nden. Bu mühim kitabı ve seriyi, aynı zamanda okumayı ve futbol tarihini araştırmayı seven futbolseverlere tavsiye ediyoruz.

28 Kasım 2017 Salı

Dördüncü Mor


Son 10 yıldır forma kültürümüzde kendine yer bulmuş olan mor renk akımının 4. temsilcisi, geçtiğimiz cumartesi görücüye çıktı. Beyaz da giyilebilirdi belki ama, muhtemelen kolların sarı renkte olması sebebiyle, şu son kurallara dayanarak hakemler tarafından tercih edilmedi.


Geçen sezonki morun bir kez (o da kupadaki Erzurumspor maçında) giyilmesinin ardından, bu kez 3. formayı daha erken bir dönemde oyuncuların üstünde görebildik. Sonrası için bir şey demek ne kadar mümkün bilmiyorum ama, Göztepe ve Alanya deplasmanlarında da hakemine bağlı olarak bu formayı görebiliriz. Kupada da duruma göre ekstradan iç sahada giyilme ihtimali var. Belki biraz da sosyal medya reaksiyonlarına bağlı bunlar. Reaksiyon demişken, halen daha şuradaki gibi feryatları duymak üzücü.


İkinci yıl üst üste mor rengin 3. formada tercih edilmesinde, şu durumun payı olabilir: Buradan görebileceğiniz gibi, Nike'ın "elit grup" takımlarına sunduğu tasarımları kullanan formalarda bir siyah-gri-antrasit hakimiyeti var. Bizim için ilk düşünülen renkler de, forma kültürümüzdeki hakim renkler göz önüne alınınca siyah, füme ve gri olmuştur büyük ihtimalle. Ama acaba sonradan bizim için moru da kullanabileceklerini düşünüp, diğer formaların yanına benzer bir renk olmasın ve bir çeşitlilik olsun diye bu yola mı gittiler? İlaveten, ek renk olarak da bizim için orada akla sarı gelebilir. Fakat fuşya tercih edilmiş. Bu da çok farklı bir hava getirmiş formaya. Roma'nınkinde ikinci renk sarı.

Dördüncü mor formada, dördüncü farklı mor tonu var elimizde -- yan renkle bütünlüğe bakınca, geçen sezonun Barcelona deplasman formasını andırıyor çokça. Bizimki için mor seçilse de, bunun koyu bir mor (patlıcan moru?) olduğunu ve diğer bu tasarıma sahip formalardan çok da ayrılmadığını belirtmek lazım. Öyle ki, bu dokuz formaya şöyle üstünkörü bakarsanız, hepsi aynı renk gibi gelebilir.


Bir not daha: Bu tasarıma sahip formaların hepsinin arka tarafının en altında, ya takım ismi, ya lakap, ya da şehir ismi yazıyor. Bize düşen "GS" olmuş (üstteki fotoğrafta Eren'in formasına daha yakın bakınca görülüyor). Neden "GS" gibi ilk bakışta anlamsız ve yaygın kullanımı olmayan bir kısaltma? Mesela Barcelona için "Barça" yazılmış. Bizde de "Cimbom" olabilirdi ve kesinlikle daha sempatik dururdu.

3 Haziran 2017 Cumartesi

2016 2017 Maç Maç Giyilen Formalar

Sezonun son maçıyla beraber bu sezonluk forma raporumuzu da yayınlıyoruz. Kombinasyon açısından yine yanlış tercih yapılan maçlar olmasına rağmen parçalı giyebildiğimiz her maçta parçalı giydik, hatta iç sahada -zorunluluktan- tek maç hariç parçalıyı hiç sektirmedik. Bu açıdan en azından forma konusunda başarılı bir sezon geçirdik diyebiliriz. Şimdi maç maç formalara ve doğrulara/yanlışlara bakalım.

Süper Lig İlk Yarı


Ligde ilk yarının ilk beş maçında doğru formaları kullandık. Altıncı haftaya geldiğimizdeyse iç sahada mecburen kırmızı şort giydik, zira Antalyaspor'un parçalıyla çakışmayacak tek forması düz beyazdı bu sezon. Kırmızı şort kullanmalarına da televizyon yayınında karışıklık yarattığından izin verilmiyor böyle durumlarda. Halbuki İngiltere'de çoğu maçta görüyoruz ki şort çakışmaları herhangi bir şekilde karışıklığa sebep olmuyor, yani iki takım da beyaz şort giyse bir sıkıntı yaşanmayacak.

Sonraki hafta oynanan Gençlerbirliği maçında da beyaz formayı, 70'lerde sıkça kullanılan ve bu sezon da Nike tarafından tanıtılan (belki de zorlanan) kombinasyonla kullanıyoruz. İç saha formasının şort-çorap kombinasyonuyla aynı olmasından ötürü, kulübün tanıtımında ve TFF forma kataloğunda kullanılan kırmızı şort-beyaz çorap kombinasyonunu şahsen tercih ederdim ama sahada çok şık durduğunu da belirtmek lazım, dış saha formalarında kombinasyon iyidir.

Sonrasında gelen dört haftada doğru formaları giydikten sonra ligdeki ilk falsoyu içerideki Bursaspor maçında veriyoruz. Burada Bursaspor'un şortuna bakmadan forması beyaz diye hakem de izin vermemiş olabilir, tamamen kulüp tarafından yapılan bir hata da olabilir. İlk yarının sonuna kadar deplasmanda doğru formaları giydik ancak içerideki maçlarda Antalyaspor maçıyla aynı sebeple beyaz şort giyemedik. Bu noktada Gaziantepspor'un beyaz formasını TFF forma kataloğunda siyah şortla göstermesine rağmen bu sezon hiç bu kombinasyonu kullanmadığını belirtmek lazım.

Süper Lig İkinci Yarı


İlk yarının aksine ikinci yarıya dört maç arka arkaya yanlışlarla başlıyoruz. İlk hafta beyaz şort giyilmesine hiçbir engel yokken giyilmedi. Sonraki haftada Akhisar muhtemelen sadece beyaz formayla geldi ancak ilk yarıdaki maçta olduğu gibi çubuklu/siyah formayla gelmeleri istenmeliydi. İçerideki Kayserispor maçındaki büyük yanlış bizim elimizde olan bir durum değil, Türk kulüplerinin genel vizyonsuzluğuna başka bir örnek olarak Kayserispor'un bu sezon sadece sarı ve kırmızı formaları vardı, maç özelinde de bu konudan bahsetmiştik. Halbuki Kayserispor'un kullandığı sarıyla bizim sarının hiçbir alakası yok, hakeza parçalı da maalesef kırmızı ağırlıklı. Yani biz parçalı, onlar sarı giyseydi herhangi bir karışma olmayacaktı. Beyaz formayı resmi bir maçta yeni bir kombinasyonla görmekle avunabildik bu maçta, hazırlık maçlarında sıkça kullanılmıştı zira. Bir sonraki hafta da sıkıntı kırmızı çorap giyilmemesiydi, burada farklı bir kombinasyon deneme isteği olabilir. Senede bir iki kere parçalıyla bunları deniyor Galatasaray son birkaç sezondur, bu denemelerin iç sahada olmaması önemli tabii.

İkinci yarının kalanında yine deplasmanda doğru formalarla ilerliyoruz ancak iç sahada rakiplerden ötürü Gençlerbirliği, Adanaspor ve Kasımpaşa maçlarında beyaz şort giyemiyoruz. Gençlerbirliği ve Adanaspor siyah şort giyebilirlerdi ancak Türkiye'de bu uygulamaya rastlayamıyoruz maalesef. Kasımpaşa ise ilginç bir konu. İlk yarıdaki maçta iç saha formaları olan beyaz yerine mavi giymişlerdi, ikinci yarıda deplasmana gelirken de bu sezon üç farklı mavi formaları olmasına rağmen beyazla gelmişler.

Gaziantepspor karşısında beyaz formayı yine kırmızı çorapla görüyoruz. Ligin son iki haftasındaysa yeni tanıtılan parçalıyla sahaya çıktık. (TFF yeni sezon forma kataloğu olmadığından bu sezon parçalısıyla hazırladım görseli) Nike yeni bünyesine kattığı ve daha mevcut sponsorlarıyla sözleşmesi bitmeyen Chelsea ve Tottenham ile bu sezon elit kategoriye yükselen Atletico dışında bütün elit takımlarının iç saha formalarını erken tanıttığı için biz de yeni sezon formasını lig bitmeden görebilmiş olduk. Buna saçma sapan forma kurallarını kulüplere dikte eden TFF'nin izin vermesi bizi şaşırttı doğrusu. Daha önce hatırlarsanız 2012 2013 sezonunun son maçında da yeni sezon parçalısını TFF'den özel izinle giymiştik. Daha çok İngiliz ve Alman kulüplerinin uyguladığı bu pazarlama stratejisi de Nike sayesinde belki kulüpte oturur.

Türkiye Kupası


Kupada forma konusunda ligdeki -görece- başarılı tercihleri göremedik maalesef. İç sahadaki dört maçın ikisinde beyaz şort giyilebilecekken giyilmedi, diğer ikisinde de rakipten ötürü giyilemedi. Burada ilginç olan Nike'ın tüm elit kulüplerine Avrupa ve yerel kupa maçlarında giymesi için hazırladığı üçüncü formanın sadece tek maçta giyilmesi. Erzincanspor maçından sonra uğursuz mu addedildi, yoksa beğenilmediğinden mi kullanılmadı bilinmez. Daha sonra giyilebilecek Tuzlaspor ve Başakşehir deplasmanlarında da kullanılmadı, o maçlardan da başarılı sonuçlar alındığı söylenemez tabii. Bu iki maçta da kullanılmasını isterdim, Galatasaray'a özel bir tasarım olmamasına rağmen mor ve grinin (hatta detay renkleri olarak beyaz ve siyahın da) beraber kullanımıyla kulüp renklerinin tamamen dışında bir üçüncü formanın Türkiye'deki ender örneklerinden neticede. Ama maalesef gelecekte hatırlanması zor bir forma.

Kaleci formalarından da bahsetmek gerekirse artık Muslera ve Nike dönemiyle özdeşleşmiş yeşil formanın önceki sezonlara nazaran daha az kullanıldığını görüyoruz. İlk yarının başlarında sadece yeşil forma kullanılmışken ilk yarının sonları ve ikinci yarı itibariyle siyah forma en az yeşil kadar tercih edilmiş. Hatta kupada yeşil hiç kullanılmamış, burada yedek kalecilerin Muslera'yla özdeşleşmiş bir rengi tercih etmemeleri de güzel bir detay.

30 Mayıs 2017 Salı

YENİ SEZON PARÇALI İLE İLK MAÇ



Forma hakkındaki genel görüşümüzden bahsetmek için ilk maçı bekledik. Adam gibi bir tanıtım yapılmadığı ve güzel bir görsel ile sunulmadığı için ön yargılı yaklaşmak istemedik. Güzel fotoğraflar fikir verme açısından önemlidir ancak bize kalırsa formayı futbolcu üzerinde görmek çekilen her fotoğraftan daha iyi fikir verir.

Forma tam parçalı değil. Nike 2013-2014 senesinde bize tarihin en başarılı formalarından birini giydirdikten sonra her geçen sezon alternatif görünümü abartarak ipin ucunu kaçırdı. Tasarımsal güzellik bir yana, Galatasaray'ın esas forması ile örtüşmeyen tasarımlar boy gösterdi son 3 sezondur. 4. sezona girerken de Nike kendi geleneğini bozmadı ve bizi yine Tam Parçalı'ya hasret bıraktı.


Formanın en dikkat çeken yanı formanın gövdesine zıt yerleştirilmiş sarı-kırmızı bant. Tahmini çizimlerde, sızan fotoğraflarda ve tanıtımda tasarım olarak hoş gelmedi çoğu insansın gözüne, buna biz de dahiliz. Ancak bugünkü maçta, göz alışınca ilk izlenimdeki fikrimiz biraz yumuşadı.

Formanın geri kalan kısmı ise aslında 2015-2016 parçalısının (2 parçalı görünüm) birebiri. O sezonda yer alan siyah yaka detayı yerine olması gerektiği gibi parçalı bir yaka detayı eklemiş Nike.

Maçta, gövde bandına eskisi kadar soğuk bakmasak da, formanın en kötü yanı olan düz sarı sırt görünümü de bir o kadar göz tırmaladı. Formayı inanılmaz basit, özel tasarım değil, bir hazır kalıp forması olarak göstermeye yetmiş bu detay. Neden diğer senelerdeki gibi yalnızca numara ve ismin yazdığı yeri boş bırakıp, eteklerde parçalı görünümü devam ettirmemişler, anlamak mümkün değil. Ağırlıkla kırmızı şortun kullanılacağı düşünülürse sırtın en azından düz kırmızı olması daha anlamlı olabilirdi. Bu şekilde formanın arkası ile formanın tamamı bütün durmuyor, farklı 2 forma kiti gibi gözüküyor. Bir de arkadan bakınca göze batan o kırmızı kol...


Ayrıca bu sırt tipine bakarak seneye beyaz şortu kullanmayacağımızı da çıkartabiliyoruz sanki. Çünkü klasik iç saha kombinasyonu olan parçalı-beyaz şort-kırmızı çorap kombinasyonu bu formada daha çok sarı-beyaz şort-kırmızı çorap gibi absürt bir görüntüye sebep olacaktır.

Bir diğer önemli konu da renkler. Galatasaray'ın renkleri cart sarı, curt kırmızı değildir. Bunu zaten sayısız kez yazdık. Ancak son senelerde, özellikle de bu yeni çıkan formada sarı tonu koyulaştırılmış gibi geldi bize. Galatasaray'ın renk tonlarını zamanında yazmıştık. Nike'ın her takımın rengini koyulaştırma gibi bir hevesi vardır zaten, bizi de mağdur etmiş gözüküyor.


Kısacası, formayı yalnızca ön kısım olarak değerlendirirsek fena değil, ancak bütüne ve sahadaki görünümüne bakacak olursak vasat olarak değerlendirebiliriz. Ayrıca Galatasaray'ın TAM PARÇALISI olmaması ve klasik kombinasyonu da abuk gösterecek olması eksi noktalar.

Nike'ın Barcelona'ya bile enine çubuklu forma yapabildiğini düşünürsek klasik formalara zor rastlarız gibi.
Copyright © 2010-2014 galatasarayformalari.com - Tüm Hakları Saklıdır